iç sesin yankıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iç sesin yankıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2008 Cuma

yazmakla ilgili gezginin derlediği özlü sözlerden

Freud bir yerlerde, kendisinin en iyi, orta karar bir ızdırap içindeyken çalıştığını yazmıştı.
Ben de bunun doğru olduğunu düşünüyorum.
Hafif bir keyifsizlik (rahatsızlık) hali - ister bedensel, ister zihinsel, ya da duygusal olsun - son derece yardımcıdır;
bence yazmak, şifa verici bir süreç olduğu için, ortada şifa verilecek birşey olmalıdır.

- Peg BrackenTıpkı silahlı soygunda olduğu gibi, yaratıcı düşünce için de bir miktar gaddarlık (acımasızlık, zalimlik) ve toplumdan bir miktar yabancılaşma gereklidir. -
Nelson
AlgrenHerkeste yetenek vardır. Nadir olan şey, bu yeteneği, sizi götüreceği karanlık yere kadar takip etme cesaretidir. - Erica JONG

Birkaç yıl önce Oliver Stone'un bir söyleşisini okumuştum. Söyleşide biraz yükseklerden uçuyordu ama temelde yazmak üzerine konuşuyordu. Bana yakın gelen bir şey söyledi. Aklımda kaldığına göre şöyle bir şey : "Bir şeye öfkeli değilsem yazamam.""Evet,işte bu!" diye düşünmüştüm. Benim savımın temelinde de bu yatıyor. Anlatmaya karar verdiğim öykü ne olursa olsun, bir serüvenle karşı karşıya kalan bir kahramanım var. Ancak öykünün ardında, bir görüş, bir soru, bir sorun ya da bana, kişisel olarak rahatsızlık veren bir deneyimim var. Bu benim savımdır. Yazarın savı. Bu sorunu nasıl çözerim ? Bütün öykünün işlevi, rahatsızlık duyduğum şeyleri irdeleme çabam olmalı....]Wendell Wellman Senaryo : yazarının yol haritası syf93saygılarımla. gio.

21 Mart 2008 Cuma

Sessizlik de bir çeşit konuşma sanatıdır

fotoğrafları ben çektim hiçbir renk uygulaması yapılmamıştır
evren oluştuğundan beri okadar çok kişi konuşmuşki her sorduğum soruya bir cevap var


gün gelecek benimde cevaplarım hayat pazılında yer bulacak ellbet . ama şimdi büyükler konuşsun
Yükselen her ruh dünyayi yükseltir
Yüzü isiga yönelmis insan kaç yasinda olursa olsun, gençtir.
Zamana vedigimiz deger basari veya basarisizligimizi belirler. MALCOLM

Okumak gidadir, okuyan insanlik bilen insanliktir. V.HUGO
Okumasini biliyorsan, her insanin bir kitap oldugunu göreceksin....Channing

Kelimeler cama benzerler, görmeye yardim etmedikleri zaman görüse engel olurlar.
Kelimelerin gücünü anlamadan, insanlarin gücünü anlayamazsiniz....Konfüçyüs
Kendi kendimizin altinda kalmamaliyiz ki cemiyetin ustune cikalim. NECIP FAZIL KISAKUREK
Kendini yönetirsen, dünyayi yönetecek gücü bulabilirsin.

Kalp bosaldikca kese dolar. VICTOR HUGO
Kalp ne ile doluysa dudaklardan dokulur gider. GOETHE
Istemek, "Istiyorum" demek degil, harekete gecmektir. A.MAURROIS
Insana aradigi seye bakilarak deger bicilir. MEVLANA
Herkesin bakmadigi yonden bak dunyaya. MEVLANA
Engelleri yollarinizi tikayan seyler olarak görmeyin. Onlari size uçmayi ögretecek firsatlar olarak görün
En buyuk zaman hirsizi kararsizliktir C.FLORY

Bir kimsenin sesindeki, gözlerindeki ve davranislarindaki mana, kullandigi sözlerindekinden az degildir
Baskalarina oldugu kadar kendimize de yabanciyiz. MONTAIGNE



Bazen sesini duyurabilmen icin susman gerekir. S.LEC
Bazilari isigin, bazilari golgenin pesine dustu. T.S.ELIOT

Güneşe bakarsan gölgeleri göremezsin

7 Kasım 2007 Çarşamba

istanbul




Bu günlerde sık sık düşünüyorum ;hayat ,evlat, eş ,hayaller ,isteklerim cesaret edemediklerim ve mevsim sonbaharya ve ben istanbuldayım ya
istanbul
hep kalbime dokunur rüzgarın
yalnızlık mı beni böyle sana yaklaştıran ,kalabalığık mı bilemem.
sonunda hep senin kucağına kapanır hüzünlerim
istanbul


özlediğim o güzel kadın
beni anne gibi saran, ruhumu anlayan
benim gibi mesafeli, biraz karışık biraz dağınık, ama derinlere indikçe çözülen
elerinde büğdü ruhumun çocuk kalbi
benim gibi binlercesi
istanbul
özlediğim gibi
güzel kollarını daha sıkı sar
çok üşüdü elerim
bana biraz umut eldivenleri ör
kış öncesi kalbime yağdı kar
şömine gibi gözlerin
ısıt gözlerimi istanbul
benim gözlerimin parlağı söndü yak ışıklarını
istanbul

1 Eylül 2007 Cumartesi

çalışmayan bir annenin senaryo denemesi yakında

çalışmayan kadınlar kim onlar anne anneanne,kardeşimiz halamız teyzemiz aa birde bedeni

işte ruhu başka yerde dolaşan kadınlar ve genç kızların hikayesi



erkeklere silah araba ve biraz kurtlar vadisi sosu eklemek için birşeyler düşünülmektedir ...ama henüz bulunamamıştır.... romantik karakterler l e karaktersiz erkek tipleri için uygun profiller incelenerek seçim yapılacak

hep çalışan anneler konu olur yazılara ya çalışamayan anneler ?

sadece anne olmak ,çalışmamak güya (evde okadar işi herhalde görünmez asker taburları hallediyor)
çalışan anneler hep yetiştirememekten , ondan ,bundan ,şundan geniş ve harekerli yaşam yelpazeerini savururken. o esintinin yoğunluğu onların sıkıntılarını ferahlatırken, dinleyicilere dert yanarlar. evet haklı olabilirler ,ama karşılarındaki insanın bunu dinleme tahammülü olup olmadığını hiç önemsemezler..çünkü onlar değerliler ,hem çalışırlar hem ev işi ,çocuk, koca dedim bari kiibar olsun eş diyeyim idaresini şip şak çözerler . sanki tatlı cadı sementanın yan sanayisi gibiler ya biz de artık vay be diye karşılarında dinleyelim...

biz çalışmayan anneler tek düze ev yaşantısını sıkışmış olmanın ruhihaliyesi içinde regl döneminin bitmeyen kalıcı volkanik patlamalarını içimizde sahte ve uçucu tebessümler le kamufle etmeye çabalarken acaba diyorum bir gözlermisiniz çalışmayan annelerin nasıl bir profilleri var..oooooooo verimsizlikten yan gelyat dizi kollik tavırlar ımı var hepsinin gerçekten
eh en iyiyaptıkları ütü çamar ve yemek muhabetti mi gerçekten ?

yoksa onlarında hayata dair bazı duyarlılıkları ve belki cesaretsizlik mi ,engeleniş mi, baş kaldıramamamı? artık herne ise olamazmıııı

evinin saray kendini kraliçe olarak ilan etmiş burası benim alanım dokunulmazlık getirmişler ise bu onların mı suçumu, yoksa geleneklerinmi?
devletin eğitim politikalarının hiç günahı yok tabi ..yoksa başka özgürlüğü olmayan bir zavallı olduklarını kabul edememenin verdiği bir iç savunma olmasın bu evin hanımıyım bir numarayım koca parası yerim triplerinin alt metnini siz okuyamıyormusunuz gerçekten yoksa okumamak görmemek işinize mi geliyooooooooor

amaaaaaan uraşamam şimdi kadın dertleriyle mi diyorsunuz ne diyorsunuz

yada bilmiyorum işte tek bildiğim çocuk yetiştirirken bir yol seçtim belki desteklenmedim ama kendim istedim çoğunlukla evde ben bakmalıyım tam enne olmalıyım dedim şimdi bu ev hanımı piskolojisi genlerimi yıkmış durumda


kaplıyor çehremizi yüzyıllık hırslar bu kadın olmak zor birşey anne olmak daha zor birşey anlıyorumki çalışan anne olmakta zor ama çalışmayan anne olamkta kolay yutulan bir lokma sanmayın

27 Ağustos 2007 Pazartesi

11-hayatta öğrendiğin en önemli ders nedir

yaşadıklarından ders çıkaran biri olarak çok şey öğrendim ve bunun sonu olmadığını her gelen günün bir diyerinden daha nasihat dolu olduğunu da görüyorum.

öğrendikleri m bana çok şey kattı ,bazı dersler acı bazıları ise yaşamsal anlamda önemli bazılarıda ne gereyi vardı luzumsuz olan derslerde oldu ama en önemli ders

yalan söyleme-kendine bile
kimseye güvenme-kendine bile
yarın olmayacakmışçasına yaşa-zor olsa bile
kendinle savaşmak çok anlamsız bir bir mücadele-keza başkaları ile de öyle
dost diye bir şey yoktur
annen baban bile gün gelir yedi kat el olur
sırrın varsa asla birisi ile paylaşma-sırr olarak kalmasını istiyorsan eyer
okumak gerçekten insana birsürü şey katıyor-
yaşamı sorgulamak boşuna doğarken sorulmadığı gibi ölürkende sorulmayacağı kesin gibi
hayatta herzaman ama lar- keşkeler-başlangıçlar ve sonlar var önemli olan sadece kendini yaşamın bütün dalgalarına -gelgitlerine ve fırtınalarına hazır hissetmek her durumun su gibi akışkan ve gelip geçici olduğunu anımsamak ve dert etmemek
az konuşmak- çok dinlemek
az yemek-çok yürümek
mutluluğun her anında doyasıya keyiflenmek


işte bunlar .
herzamanki gibi tabiki daha yazılacak çok satır var aklımda ama durmasını bilmek te gerekir bazen durmayı hiç istemesekte

4 Ağustos 2007 Cumartesi

aslında şaşırdım kuzey ruzgarı dizisi

kuzey rüzgarı diye bir dizi başlicakmış
mafya dizisi imiş kurtlar vadisinden daha iyiymiş
net alemi bu haberle çalkalanıyor
ben ve bu konunun dışındayım
o niyetle gelen arkadaşlar a bildiririm

24 Temmuz 2007 Salı

hayat bukadar basit

bazen başka insanlarla aynı fikirde olabiliriz




bende tam böyle düşünüyordum




aynı zamanda hissettim ve yaşadımda













ve margottan tan














Anladığım o ki Satürn transiti insanın bir tür gerçeklerle yüz yüze gelme durumu. Bu zamanda gerçekler o kadar da sıcak, neşeli ve çiçek desenli olmadığından, insanda bir soğuk duş etkisi, bir içine kapanma hissi ve hayat muhasebesi durumu hâsıl oluyor. Hatta okuduğuma göre bu süreçte akıllanıyoruz. Artık suçu hayata atmak yerine, yaptıklarımızın sonuçlarını olgunca kabul etme ve biz kimiz, neyiz diye sorma aşamasına geliyoruz. Buna tepki olarak bünyenin depresyona girmesi, hayatımda yanlış giden bir şeyler var, hissediyorum diye kırmızı alarma geçmesi de kuvvetle muhtemel.Satürn’ün transitini faydalı bir deneyime çevirmek de anlaşılan çocuk oyuncağı değil. ( Neredeyse 1,5 sene alıyor) Bu dönemde yaşadığımız deneyim her ne kadar sarsıcı ve yıpratıcı da olsa sanırım bu bize Satürn ya da Satürn’ü de kontrol eden çok daha kuvvetli bir güç tarafından sunulmuş bir şans. Evet, ilk başlarda bir duvara toslayıp kalıyorsun ama o duvar senin kendini sınaman, dinlemen ve eğer o sese şans vermeye karar verirsen değişmen (değişerek durman gereken yere gelmen) için bir fırsat.Tipik bir Satürn transit etti böyle oldu vakası mıyız, yoksa bu yaşadığımız düzende insan zaten dönüp dolaşıp bir yol ayrımına mı geliyor da astrologlar Satürn’ün günahını alıyor bilmiyorum. Bildiğim o ki, hepimize bir temize çekme fırsatı lazım, bir kampa girme, takkeyi önüne alıp düşünme, Hanya ve Konya ayırımında bir soluklanma… Ondan sonra baktık ki bizi çağıran bir ses duyduk ve kalbimiz tekrar atmaya başladı sanki elektroşokla hayata dönmüş gibi, işte bence o zaman tornistan zamanıdır. Satürn’ün yukardan bakıp, nihayet yola geldin kerata seni! Deme zamanıdır…Kaynak: Akşam Brunch eki, Aycan Saroğlu’nun Astrolog Barış İlhan röportajı.






....................................................................................................................................................
bunada katılıyorum ama ölüm diyorum hayatın en acıtanı gerisi gerçekten boş



hayat o kadar basit ki. Zorlaştıran, sorunları zaman zaman içinden çıkılmaz haline getiren hep bizleriz. Kendi beynimiz.
Biz istemezsek kimse bizi üzemez. İzin veren bizleriz. Sonra üzülen, pişman olan da.
Tılsımlı kelime sanırım “huzur.” Kendimizle, yaşadığımız gerçeklerle barışık olma halinin adı bu.


devamı
http://www.fikiratolyesi.com/

7 Temmuz 2007 Cumartesi

ölmek

sıcak bedeni sevdiğinin toprağa deydiğinde
sen onu orda bırakıp gidecek gücü bulamassın sanırım içinde

hayat denen çileli eylence vurgunumu o son nefeste

hislerin birsıkışmış kas kütlesi bi kala kalır zamanın ve mekanın belirsizliğinde

ölmek böyle gerçek ve böyle kolayken
yaşamak ölümün en büyük çelişkisiyken

insan olmak anlamı neye yarar böyle çaresizlik içinde bir tutsaklıkken
yaşamak ve sen kendini kandırmaya mecbur bir deliyken

birkez daha hatırla nelere hüzün bağladın
nelere gönül koydun
kimlere kin güdüyorsun içinde
ve hayattan istediklerin yaşama değer katacak nitelikte mi

yoksa yaşamak bu sadece bir mezara yolculuk bir mezar saltanatı bir ruh i haliyemi

ne *




sadece barışın annesinin mezarı başında oğlunu uğurlarken içimdebunlar fışkırıcasına beni sarsarak ve alev alev bir volkan misali beniyakarak taştılar hayata karşı her gün her an yeni bir bakış ve hayattaan kopuşu yaşıyorum bir mana bir anlam bir niyet arıyorum

aramadan edemiyorum

bugün günlerden 24 temmuz bu yazıyı yazalı çok olmadı .
ailemzden
birini kaybeettik ve ben ölümün soğuk yüzünü yine h;issetim ama öyle gerçeklik dışı birşeyki ölmek, insan birkerede inanamıyor. yüzleşemiyor. sadece seyirci kalabiliyor ve acaba diyor .....

acaba ben nezaman??